nefsin mahiyeti sıfat ve özellikleri nefsin hakikatini anlamak için, önce nefsin ne olduÄŸuna bakalım. lügate göre; nefs, bir ÅŸeyin kendisi manasına gelir. tasavvufta ise insanın hayvani tarafıdır. insanın nefsi ÅŸerrin kaynağı kötülüÄŸün temelidir. nefs, ruh gibi bedende bir varlıktır. kötü huyların, çirkin fiillerin ortaya çıkmasının sebebi nefstir. nefs, insanın içinde ÅŸeytan’ın temsilcisi, onun yerli iÅŸ birlikçisidir ; eÄŸer terbiye edilmezse onun bir öÄŸrencisidir. erzurumlu ibrahim hakkı’nın naklettiÄŸine göre “insanın iki ruhu vardır. islam hükeması, birine hayvan diÄŸerine insan ruhu demiÅŸlerdir. onların hayvan ruhu dedikleri, latif cevher bir bahardır ki , bedendeki hayat, duygu, hareket ve iradeyi taşır. bu ruha ÅŸehvani nefs veya hayvani nefs de denir. insan ruhu denilen cevherse nefs-i natıka’dır ki, maddeden ayrı bir cevher sayılmıştır. lakin kendi fiil ve hareketlerinde maddeye yakın ve onunla beraberdir.” bu denilenlerin ışığında diyebiliriz ki, hayvani ruh bedeni tatmin içindir; insani ruh ise ruhu tatmin içindir. fakat insani ruh bedenle ortak bir ÅŸekilde ruhu tatmin eder. nefsin mahiyeti konusu, onun hakikatinin ne olduÄŸu, ne tür bir yapıya sahip olduÄŸu öteden beri tartışıla gelmiÅŸtir. ayetlerden, hadislerden ve akli bürhanlardan anladığımıza göre; nefs, bi-zatihi canlı, mükemmel bir cevher olup insanın saÄŸlamlığı veya bozukluÄŸu ondan doÄŸar. imam gazali; “nefs, canlı, faal, idrak eden bir cevherdir. kiÅŸi ne zaman yalın halde ruh veya kalp kelimesini kullanırsa, onunla bu cevheri kasteder. mutasavvıflar hayvani ruhu, nefs olarak anlar ve kabul ederler.” der ve nefsin özelliklerini ÅŸöyle zikreder: “ nefs, allah’ın (c.c.) emrinde olduÄŸu için bedende bir yabancı gibidir. yüzü daima aslına ve döneceÄŸi yere doÄŸrudur.” nefsin bir diÄŸer özelliÄŸi ilme olan düÅŸkünlüÄŸüdür. ömrü boyunca ilimle meÅŸgul olmayı arzular. nefsin niteliÄŸi,neye banzediÄŸi konusunda filozoflar ÅŸöyle der: “nefs, tamamen kandan ibarettir. çünkü insan ölünce, cesedinde faaliyeti sona eren ÅŸey, canlılığı ve kanıdır.” bazı felsefeciler; kan, nefsin mekanıdır, demiÅŸlerdir. nitekim bu tevrat’ta zikredilmektedir: “ya musa! sakın damarlarını yeme, çünkü onlar, nefsin bulunduÄŸu ve barındığı yerlerdir.” mehmet ıldırar’a göre “nefs iki ÅŸekilde ortaya çıkar: günahlar ve yaratılıştaki haller. günahların temizlenmesi, yaratılıştan gelen kötü hasletlerin (kibir, hased, cimrilik, öfke, kin, vs. )deÄŸiÅŸtirilmesi ile mümkündür.” ebu talib el-mekki’ye göre “nefsin günah iÅŸlemesi dünyayı mamur etme derdiyle olur. itaatlar ise ahireti mamur etme sebebiyle meydana gelir. nitekim hadis-i ÅŸerifte de “dünya muhabbeti tüm günahların başıdır.” diye buyurulmuÅŸtur.” nefsin özellikleri dünyaya aittir. doÄŸrudan ziyade yanlışa sevk eder. bu sebeble de insan nefsiyle mücahede etmeli ve nefsinin telkinlerinin tam zıdını yapmaya çalışmalıdır. bu sayede insan iki cihanda da saadete erebilir.ÅŸadi eren’e göre “nefsin hoÅŸuna giden ÅŸeyler insanın ebedi hayatı için zararlı, hoÅŸlanmadığı ÅŸeyler ise yararlıdır.” imam gazali der ki: “nefs , ÅŸehvani ÅŸeylerle tatmin olur. zevk ve lezzetlere olan meyli sebebiyle onların esiri olur. nefs, hakk ile deÄŸil halk ile meÅŸgul olur. nefs kötü sıfatlar ve bayağı hasletler üzere yaratılmış olduÄŸu için afet bölgesi, muhalefet yurdudur.” eÅŸrefoÄŸlu rumi ise nefs hakkında ÅŸunları söyler: “nefs, yaratılıştan olumsuzdur, çalışmayla kimi mertebeleri katedip fazilet kazanması gerekmektedir.” ÅŸadi eren “nefs, yaratılışı gereÄŸi günahlara meyillidir” der. imam gazali ise “nefs, tabiat ve beÅŸeriyetinin çukurundan çıkmadıkça, yüce alemlere ulaÅŸamaz, hakk teala’ya kavuÅŸamaz” diyerek, nefs hakkındaki görüÅŸünü beyan eder. imam gazali devamla ÅŸöyle der: “nefsin herÅŸeyden hakirdir. nefs harcanmadıkça veya nefsin varlığı yok edilmedikçe allah’a kavuÅŸulamaz.” nefs, hakikati ve kalpteki nuraniyeti söküp atmak ister. nefsin ortaya çıkış ÅŸekillerinden ikincisi,yaratılıştan gelen hallerdir demiÅŸtik. ebu talib el-mekki, nefsin yaratılıştan gelen özelliklerini ÅŸöyle zikreder: “nefsin yaratılıştan gelen ve “cibilliyet” adı verilen dört temel özelliÄŸi vardır. bunlar, hevasından doÄŸan isteklerinin kaynağıdır. bu, allah’ın onu yaratmış olduÄŸu fıtratının bir gereÄŸidir. birincisi, “zayıflık” tır. bu, onun topraktan yaratılmış olmasının sonucudur. sonra “cimrilik” gelir. bu, insanın yapışkan çamurdan yaratılmasının sonucudur. üçüncüsü, “ÅŸehvet” tir. bu, piÅŸirilmiÅŸ, kızgın çamurdan yaratılmasının sonucudur. dördüncüsü, “cehalet” tir. bu ise insanın kuru balçıktan yaratılmış olmasından kaynaklanır. bu özellikler ona imtihan için verilmiÅŸtir. onda zayıflığın, güçsüzlüÄŸün, düÅŸüklüÄŸün ve eÄŸriliÄŸin asılları vardır. bu, herÅŸeye gücü yeten ve herÅŸeyi en iyi bilen cenab-ı hakk’ın bir takdiridir.” nefsin özelliklerini ÅŸadi eren ÅŸöyle zikreder: “haram lezzetlerle nefsitatmin etmek mümkün deÄŸildir. bu yönüyle nefs, cehennem’e banzer, doymak bilmez. kur’an-ı kerim’de bildirildiÄŸine göre, cenab-ı hakk, cehennem ehlini cehenneme gönderdikten sonra sorar: “ey cehennem! doldun mu?” cehennem cevap verir: “daha yok mu?” iÅŸte insan da böyle cehennem gibi doymak bilmez.nefse göre hayatın gayesi, “yeme, içme, cinsellik, oyun, eÄŸlence” gibi her türlü lezzeti tatmak, daima yeni lezzetlere ulaÅŸmaya çalışmaktır. günahlara meyletmek, uzun emeller peÅŸinde koÅŸmak gibi özellikler nefse ait özelliklerdir. ebu talib el-mekki, nefsin bütün özelliklerini özetle iki halde toplar: “bunlardan biri, nefsin azması, istikrarsız ve dengesiz olmasıdır. buna arapça’da “tayÅŸ” denir. diÄŸeri ise kendi isteklerine çok düÅŸkün ve hırslı olmasıdır. buna da “ÅŸerek” denir. birincisi cehaletten kaynaklanır, diÄŸeri ise aşırı hırstan doÄŸar. her ikisi de nefsin fıtratındandır.” ebu talib el-mekki’ye göre “nefs,dört farklı sıfat ile müptela edilmiÅŸtir. bunların ilki “rububiyet” sıfatının bir yansıması olan sıfatlardır. bunlar kibir, zorlama, övülmeyi sevmek, onur ve zenginliÄŸi sevmek gibi sıfatlardır. ikincisi ÅŸeytani huylardır. aldatmak, hile, hased gibi huylar bu kısma girer. üçüncüsü hayvanlarda bulunan sıfatlardır. bunlar aşırı derecede yemek-içmek, ÅŸehvet ve evlenme sevgisi gibi sıfatlardır. bütün bunların yanında nefisten dördüncü olarak ubudiyet/kulluk sıfatları istenmektedir. mesela, ilah, korku ve tevazu bunlardandır. kiÅŸi yukarıdaki ilk üç sıfattan tam kurtulmadıkça, ihlaslı bir kul olamaz. kulluk sıfatlarını tam elde ettiÄŸinde, rububiyet sıfatlarından yana, yüz yüze olduÄŸu imtihanlardan kurtulur.” nefs iyi sıfatlardan ziyade kötü sıfatlarla vasıflanmıştır. ama nefisten iyi olması istenmektedir. bunun için de kiÅŸinin cenab-ı hakk’a ihtiyacı vardır.ebu talib el-mekki, nefsin hırs sıfatındaki haline dair ÅŸu benzetmeyi yapar: “nefs, hırs sıfatında, ışığa olan hırsından dolayı kendisini ateÅŸe atan bir kelebeÄŸe benzer. kelebek ışığa olan aşırı arzusundan ötürü onunla bütünleÅŸmek ister. ateÅŸe yaklaÅŸtıkça yaklaşır ve bunun sonucunda yanar, kül olur. sabretmesini bilmez, uzaktan ısınmak ve ışığından istifade etmek ona yetmez. bu yüzden de kendi sonunu kendi hazırlamış olur. aceleciliÄŸinin bedelini canıyla öder.” nefsin aceleci olduÄŸu kur’an-ı kerim’de bildirilmiÅŸtir. acelecilik vasfının insanda bulunmasına karşın, hz. allah, insanlardan sabırlı olmalarını istemiÅŸtir. aşğıdaki ayetler insanın aceleciliÄŸi hakkındadır.“insan, çok acelecidir.” “insan, acelecilik özelliÄŸine sahip olarak yaratılmıştır.” ÅŸadi eren, nefsin heva sıfatı hakkında ÅŸunları söyler: “nefsin lügatinde haram yoktur. nefsin haram tanımayan sınır bilmeyen bu hali, onun hevasıdır.” murat kapkıner ise bu konu hakkında ÅŸöyle söyler: “kiÅŸiye fena ÅŸeyler yaptırabilecek, nefsin hevası vardır.” mehmet ıldırar da heva hakkında ÅŸunları söyler: “gazap ve ÅŸehvet lezzetine heva denir. kim nefsini hevasından uzak tutarsa cennetle müÅŸerref olur.” nitekim kur’an-ı kerim’de, hz. allah ÅŸöyle buyurmaktadır: “rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaÅŸtıran için ise ÅŸüphesiz cennet yegane barınaktır.” son olarak da tasavvuf ehlinin ahkamü’n-nefs (nefsin hükümleri) veya cünüdü’n-nefs (nefsin askerleri) diye nitelendirdikleri, nefsin kendine has sıfat ve özelliklerini zikredeceÄŸiz. bunlar: “ÅŸehvet, gazap, heva, kibir ve ucub, sertlik ve katı kalplilik, alaycılık-hafiflik ve açgözlülük-hırs, kin ve haset, boÅŸ ve gereksiz konuÅŸma, cimrilik, zulüm, ihanet ve aldatıcılık, kötü huyların ve ÅŸerrin kaynağı olmak ve allah ile kul arasında bir perde olmak” tır. üçüncü bölüm: nefsin mertebeleri hakk’a ermek için bir rehberin öncülüÄŸünde ve denetiminde çıkılan manevi ve ruhi yolculuÄŸa verilen ad, seyr-u süluktur. insan nefsinin, nefse ait özelliklerinden kurtarılıp güzel bir ruh durumuna gelmesi için yapılan seyr-u sülukte, aÅŸağıdan yukarıya doÄŸru gidildikçe mükemmellik kazanan nefsin yedi ÅŸekli va tavrı vardır ki; tasavvuf ehli buna “atvar-ı seb’a” adını vermiÅŸler ve sırf bu konuya iliÅŸkin risaleler ve eserler kaleme almışlardır. erzurumlu ibrahim hakkı, kiÅŸinin hakk yoluna girmesinin maksat ve gayesini ÅŸöyle açıklar: “insan ruhunu, indiÄŸi bu aÅŸağılık dünya evinden çıkarıp, yavaÅŸ yavaÅŸ ilerleterek, yine eski yüksek makamına çıkarmak, nefsini ona öÄŸretmek ve allah’ın bilgisine ulaÅŸtırmak ve böylece kazanacağı ilahi muhabbetle onun huzuruna varmaktır.” erzurumlu ibrahim hakkı, salikin (tarikate giren kimse) konaklayacağı makamları kısaca ÅŸöyle zikreder: “salikin ilk makamı, karanlık ve yabancılarla doludur. bunda nefs, emmare ismini alır. ikincisi nurlar makamıdır ki, bunda da nefs, levvame ismini alır. üçüncüsü sırların makamıdır ki, bunda nefs, mülhime adını alır. dördüncüsü kemal makamıdır ki, bunda da nefs, mutmainne adını alır. beÅŸincisi kavuÅŸma makamıdır ki, bunda nefs, raziye ismini alır. altıncısı fiillerin tecelli ettiÄŸi makamdır ki, bunda da nefs, marziyye adını alır. yedincisi isimlerle sıfatların tecelli ettikleri makamdır ki, bunda da nefs, kamile ismini almıştır.” yolcu nasıl ki gitmediÄŸi yerden bi-haberse, salik de bu yedi makamdan her birinde bulundukça, bulunduÄŸu makamda iken onun üstündekinden habersizdir. ÅŸadi eren’e göre “nefs iÅŸin başında olan haliyle –tabir yerinde ise- pistir. fakat belli bir seyr-u süluk sonucu arınmış hale gelir, kötü özelliklerinden birer birer kurtulur.” ÅŸadi eren’in seyr-u süluk hakkında yaptığı benzetme ilgi çekicidir: “nefsin ilk hali, dikenli bir tarlaya benzer: son mertebesi ise aynı tarlanın dikenlerden ayıklanıp bir gül bahçesine çevrilmesi gibidir.” nefsin mertebeleri farklı kaynaklarda, farklı sayılarda nakledilebilir. mesela “eÅŸrefoÄŸlu rumi, nefsin dört makamından bahseder. bunlar: “nefs-i emmare, nefs-i levvame, nefs-i mülhime ve nefs-i mutmainne” dir.” murat kapkıner ise “nefsin altı mertebesinden bahseder. bunlar: “nefsin altı mertebesinden bahseder. bunlar: “nefs-i emmare, nefs-i levvame, nefs-i mülhime ve nefs-i mutmainne, nefs-i raziye ve nefs-i marziyye” dir” görüldüÄŸü gibi nefsin mertebeleri hakkında farklı kaynaklar, farklı sayılar vermektedir. biz burada nefsin yedi mertebesini ele alıp iÅŸleyeceÄŸiz. nefsin mertebeleri sırasıyla ÅŸunlardır: