Xyeze Temasına Geç Turkuaz Temaya Geç Yeşil Temaya Geç Siyah Temaya Geç Kırmızı Temaya Geç Sarı Temaya Geç Mor Temaya Geç

TÜRKİYE İHRACATININ SWOT ANALİZİ ÇERÇEVESİNDE İRDELENMESİ ÖDEV


Ahmet [Sanliurfa] / İşletme / 129 kez indirildi
türkiye ihracatının swot analizi çerçevesinde irdelenmesi : kuvvet analizinde amaç, bir yandan firmanın bireysel güç ve zayıflıklarının çalışanlar tarafından açıkça ortaya konulması, diÄŸer taraftan faaliyette bulunulan piyasada mevcut veya ileride ortaya çıkabilecek fırsat ve tehditlerin deÄŸerlendirilmesidir. diÄŸer bir ifadeyle, piyasadaki rekabet gücünün tespitinde, rakiplerin, piyasanın, belki de en önemlisi firmanın kendi yapısal durumunun açıkça ortaya konulduÄŸu ve rekabet yeteneÄŸinin ölçüldüÄŸü, çıkan sonuca göre de firma stratejisinin oluÅŸturulduÄŸu bir yöntemdir. bu çerçevede, ülke ihracatı açısından kuvvet analizi, ülkenin, ihracat gücünü etkileyen güçlü ve zayıf yönlerinin bizzat ülke yöneticileri tarafından ortaya konulması suretiyle, uluslararası piyasadaki mevcut olan ve daha sonradan ortaya çıkması muhtemel yeni fırsat ve risklerin deÄŸerlendirilmesi ve uzun vadeli bir tedbirler manzumesinin ortaya konulması olarak ifade edilebilir. nitekim, burada amaçlanan da, öncelikle türkiye’nin uluslararası piyasaya dönük olarak kuvvetli ve zayıf yönlerinin tespitidir. bu amaçla, muhtemel geliÅŸmeler göz önünde tutulmuÅŸ, bu geliÅŸmeler doÄŸrultusunda hangi tedbirlerin alınması gereÄŸi üzerinde durulmuÅŸtur. ihracat stratejisinin oluÅŸturulması doÄŸrultusunda “kuvvet analizi” ile ilgili bu bölümün başında, kuvvetli ve zayıf yönlerimiz ile tehditler ve fırsatlar toplu olarak aÅŸağıdaki ÅŸekilde ortaya konulabilir: kuvvetli yönlerimiz zayıf yönlerimiz · eÄŸitilebilir nüfus · jeoekonomik konum · dış ticaret stratejisinin uygulanma zorluÄŸu · firma yapısı · eÄŸitim eksikliÄŸi · ihracatın öneminin anlaşılması · tek pazar ve az sayıda sektöre bağımlılık · geliÅŸmiÅŸ bankacılık sistemi ·makro ekonomik istikrarsızlık · müteahhitlik hizmetleri · özelleÅŸtirmede gecikme · karayolu taşımacılığı · yabancı sermayenin ülkeye çekilememesi · kaynak yetersizliÄŸi · teknoloji üretememe · diÄŸer taşımacılık türleri · girdi maliyetlerinin yüksekliÄŸi · yatırımların yönlendirilememesi · türk malı imajı ve markalarımızın olmayışı tehditler fırsatlar · küreselleÅŸme (yanlış politikalar) · küreselleÅŸme (doÄŸru politikalar) · uluslararası rekabetin artması · ticaret ve ekonomik iÅŸbirliÄŸi anlaÅŸmaları ve karma ekonomik komisyonlar · uluslararası mevzuat · ab'nin yeniden yapılanması · gap · bölgesel entegrasyonlar · serbest ticaret anlaÅŸmaları · bölgesel siyasi krizler · dtö kuralları ve liberalizasyon · dünya ekonomilerindeki krizler · türk cumhuriyetleri · tarife dışı engeller · enerji darboÄŸazı · avrasya enerji koridoru · bölgesel siyasi krizler · yurtdışındaki yatırımcı türk iÅŸ adamları · yurda gelen turistler 1. kuvvetli yönler: eÄŸitilebilir nüfus: genç ve dinamik nüfusun doÄŸru eÄŸitim politikaları ile yönlendirilmesi, türkiye’nin rekabet gücüne olumlu katkıda bulunacaktır. jeo-ekonomik konum: ab, eski doÄŸu bloku, ortadoÄŸu ve türk cumhuriyetlerine kolay bir ÅŸekilde ulaşılmasını saÄŸlayan stratejik coÄŸrafi konum türkiye’ye ekonomik ve siyasî açılardan önem kazandırmaktadır. ihracatın öneminin anlaşılması: 1980 yılından bu yana uygulanan dışa dönük kalkınma çerçevesinde, ihracatın kalkınmadaki öneminin anlaşılmış olması, alınacak tedbirlerin uygulanmasını kolaylaÅŸtırıcı bir ortamın oluÅŸmasına katkıda bulunacaktır. firma yapısı: yeni üretim tekniklerine uyum yeteneÄŸi yüksek kobi‘lerin sdÅŸ çerçevesinde ihracat amacıyla örgütlenmeye baÅŸlamaları, firmalarımızın giderek daha fazla kurumsallaÅŸmaları ve anadolu’daki özel sektörün bilinçlenmeye baÅŸlaması, ihracat artışına önemli katkılar saÄŸlayacaktır. geliÅŸmiÅŸ bankacılık sistemi: özellikle 1980’li yıllardan sonra teknolojisini geliÅŸtiren ve hizmet kalitesini yükselten bankacılık sistemi, ihracatta önemli bir rol üstlenmektedir. müteahhitlik hizmetleri: uluslararası alanda önemli deneyimler kazanan müteahhitlerimiz, gerek saÄŸladıkları dövizler gerek dolaylı olarak ihracata yaptıkları katkılar nedeniyle, büyük öneme sahip bulunmaktadır. karayolu taşımacılığı: göreceli olarak karayolu altyapısının ve taşımacılık (tır) filosunun diÄŸer taşımacılık sistemlerine göre daha geliÅŸmiÅŸ olması ihracatın gerçekleÅŸtirilmesine katkılar saÄŸlamaktadır. 2. zayıf yönler: dış ticaret stratejisinin uygulanma zorluÄŸu: ihracata iliÅŸkin çeÅŸitli kurum ve kuruluÅŸlar arasındaki yetki ve görev çatışmasından dolayı ihracat politikalarının uygulanmasında sıkıntılar yaÅŸanmaktadır. eÄŸitim eksikliÄŸi: nüfusun genel eÄŸitim eksikliÄŸinin, ekonomik verimliliÄŸi olumsuz yönde etkilemesi, üniversite-sanayi iÅŸbirliÄŸinin yetersiz oluÅŸu, kalifiye eleman yetersizliÄŸi gibi faktörler, ihracatı olumsuz yönde etkilemektedir. tek pazar ve az sayıda sektöre bağımlılık: ihracatımızın tek ürün (tekstil ve konfeksiyon) ve tek pazara (ab-almanya) bağımlılığı istikrarlı ihracat artışının saÄŸlanması önünde en önemli engellerden birisini teÅŸkil etmektedir. makro ekonomik istikrarsızlık: baÅŸta enflasyon olmak üzere makro dengelerin saÄŸlanamaması, buna baÄŸlı olarak ortaya çıkan kaynak yetersizliÄŸi, ihracatı olumsuz yönde etkilemektedir. yine, bu makro ekonomik ortam nedeniyle, özelleÅŸtirmenin hızla gerçekleÅŸtirilememesi ve yabancı sermayenin istenilen ölçüde ülkeye çekilememesi, üretim ve ihracata olumsuz bir ÅŸekilde yansımaktadır. teknoloji üretememe: ekonomik yapının, kendi teknolojisini üretecek ve bunu ekonomik ve sosyal faydaya dönüÅŸtürecek inovasyon sistemine sahip olmaması ve ar-ge harcamaları için yeterli kaynak ayrılamaması, dış pazarlardaki rekabet gücümüzün azalmasına sebep olmaktadır. diÄŸer taşımacılık türleri: demiryolu, deniz ve hava taşımacılığının yeterli düzeyde geliÅŸtirilmemiÅŸ olması, ihracat açısından sorunlar yaratmaktadır. girdi maliyetlerinin yüksekliÄŸi: tl’nin deÄŸerinin zaman zaman reel olarak artması, enerji maliyetlerinin yüksekliÄŸi, ihracatın finansmanında yaÅŸanan kaynak sıkıntısı ve hammadde fiyatlarının yüksekliÄŸi gibi unsurlar, ihracatçılarımızın dış pazarlardaki rekabet gücünü azaltmaktadır. yatırımların yönlendirilememesi: yatırım teÅŸviklerinde, dünyadaki trendlere uygun sektörel stratejilerin olmaması nedeniyle belirli sektörlerde yoÄŸunlaÅŸmanın olması, ihracatta uzun vadeli sorunlara neden olmaktadır. türk malı imajı’nın olmayışı ve kendi markalarımızın oluÅŸturulamaması, ihracattan azami faydayı saÄŸlamanın önündeki önemli engelleri teÅŸkil etmektedir. 3. tehditler: küreselleÅŸme (yanlış politikalar): doÄŸru politikalar uygulanması halinde türkiye için bir fırsat olan küreselleÅŸme, yanlış deÄŸerlendirildiÄŸi ve yanlış politikalar uygulandığı takdirde ihracatı olumsuz etkileyecek bir unsura dönüÅŸecektir. örneÄŸin; makro ekonomik istikrarsızlık yaratacak ekonomik politikalar, yabancı sermayenin ülkeye gelmesine engel teÅŸkil edecektir. bu da, firma içi ve sektör içi ticaretin yaratacağı ticarî aktivitenin ihracata yapacağı olumlu katkıyı, geriye doÄŸru iterek geciktirmektedir. uluslararası rekabetin artması: eski doÄŸu bloku ve çin gibi ülkelerin uluslararası ticarette daha aktif bir ÅŸekilde yer almaya baÅŸlamaları, baÅŸta ab ve abd olmak üzere, baÅŸlıca ihraç pazarlarımızdaki rekabeti artırmaktadır. uluslararası mevzuat: uluslararası ticari mevzuatın giderek daha fazla konuyu düzenleme altına alması ve daha baÄŸlayıcı hale gelmesi, ülkelerin ve dolayısiyle ülkemizin politika araçlarını tek taraflı kullanma imkânını azaltmaktadır. bölgesel entegrasyonlar: dünya ticaretinde ağırlıkları giderek artan bölgesel entegrasyonlar, ticareti saptırıcı etkisi ticaret yaratıcı etkisinden fazla olduÄŸu ölçüde üçüncü ülkeler açısından bir tehdit olmaktadır. bölgesel siyasî krizler: 1991 yılında yaÅŸanan körfez savaşında olduÄŸu gibi, bölgesel siyasî ve askerî çatışmalar ihracat açısından yeni tehditler yaratabilmektedir. dünya ekonomilerindeki krizler: uzakdoÄŸu ülkelerinde yaÅŸanan ve bölge paralarının büyük oranlarda deÄŸer kaybetmesiyle sonuçlanan kriz gibi dünya ekonomisinde yaÅŸanan krizler, genel anlamda pazar daralmasına neden olabilecek mahiyettedir. tarife dışı engeller: özellikle geliÅŸmiÅŸ ülkelerce yapılan standart uygulamaları ve teknik düzenlemeler ticareti kısıtlayıcı etki yaratmaktadır. enerji darboÄŸazı: ülkemizdeki enerji arzı yetersizliÄŸi, üretimi tehdit etmesi ve enerji fiyatlarını yükseltmesi açısından olumsuz bir unsur haline gelmektedir. 4. fırsatlar: küreselleÅŸme (doÄŸru politikalar): küreselleÅŸme, izlenecek doÄŸru politikalar neticesinde, beraberinde getirdiÄŸi faydalardan yararlanıldığı ölçüde ihracatımız açısından bir fırsattır. örneÄŸin, küreselleÅŸmenin getirdiÄŸi en önemli yararlardan birisi, sermayenin serbestçe dolaşımıdır. doÄŸru politikaların uygulanması halinde, sermaye ve buna baÄŸlı olarak teknolojinin ülkemize gelmesi mümkün olacaktır. ab’nin yeniden yapılanması: ab’nin yeniden yapılanması sürecinde, türkiye’nin tam üyelik perspektifi içerisine alınmaması, ülkemize yeni ufuklar açması ve ab dışında baÅŸka ülkelerle ekonomik ve ticarî iliÅŸkilerimizi gözden geçirip, geliÅŸtirme ve geniÅŸletme fırsatı tanıdığı ölçüde, türkiye için bir fırsat olmaktadır. gap: söz konusu proje çerçevesinde bölge, özellikle tarıma dayalı sanayilerin geliÅŸmesi sayesinde, komÅŸu ülkelere büyük çapta ihracat yapabilme olanağına kavuÅŸurken, bazı ürünlerin büyük miktarlarda bu bölgede üretilmesi sonucunda, ülkeye net döviz girdisi saÄŸlayacak bir konuma gelecektir. serbest ticaret anlaÅŸmaları: at ile gerçekleÅŸtirilen gümrük birliÄŸi çerçevesinde, söz konusu anlaÅŸmaların bir an evvel tamamlanarak yürürlüÄŸe girmesi, yanı başımızda bulunan 250 milyonluk bir pazara imtiyazlı giriÅŸ hakkını tanıyacaktır. bölgesel siyasî krizler: iran-ırak savaşında olduÄŸu gibi, bölgesel siyasî ve askerî çatışmalar ihracat açısından yeni fırsatlar yaratabilmektedir. türk cumhuriyetleri: anılan ülkelerin, hem ihracat hem de yatırım imkanları açısından sunduÄŸu olanaklar, ülkemiz ekonomisi için önemli fırsatları beraberinde getirmektedir. avrasya enerji koridoru: orta asya ve kafkas petrol ve doÄŸalgazının dünya pazarlarına ülkemiz üzerinden arz edilmesi, ülkemize yeni ekonomik ve stratejik kazanımlar saÄŸlayacaktır. yurtdışındaki yatırımcı türk iÅŸadamları: bulundukları ülkelerin ithalatlarında önemli roller oynamaya baÅŸlayan türk kökenli iÅŸadamları ile iliÅŸkilerin geliÅŸtirilmesi, ülkemiz ihracatına yeni bir kapı açacaktır. ülkemize gelen turistler: genellikle alım gücü yüksek batılı ülkelerden gelen turistlerin aynı zamanda tüketici olmaları, türk ürünlerinin bu kitleye tanıtılması açısından türkiye’ye ilave bir fırsat sunmaktadır. türkiye’de stratejik planlama yapılıyor mu? her ne kadar ilk orta ve lise yılları tarih derslerinde ülkelerin birbirlerine karşı güttükleri stratejileri analiz eden tarih kitaplarıyla büyümüÅŸ olsak da günlük hayatımızda birçok yerde de kullanıyoruz artık “strateji” sözcüÄŸünü: futbol programlarında, formula-1 yorumlarında, iÅŸ dünyasına yönelik yazılan kitaplarda, vs. strateji sözcüÄŸü yunanca “strategos” sözcüÄŸünden geliyor. yunanca manası “general” demek. yani sanırım bu sözcüÄŸün o zamanki kökenlerinde bile askeri alanın etkisini gözlemlemek mümkün. bu sözcükten türetilen “stratego” sözcüÄŸünün manası ise “düÅŸmanı kaynakların etkin kullanımı ile yok etmek için yapılan plan” olarak geçiyor. yani insanoÄŸlu daha sonraları özellikle iÅŸ dünyasında popüler olacak bu konudaki ilk uygulamaları savaÅŸ alanında geliÅŸtirmiÅŸ ilk önceleri. alfred chandler tarafından 1962’de yapılan tanım akademik çevrelerde genelde kabul görmüÅŸtür. chandler, abd’nin 20.yy baÅŸlarındaki dört büyük firması olan dupont, standard oil of new jersey, general motors ve sears firmalarındaki analizleri sonrasında yaptığı bu tanımda stratejiyi “firmanın uzun dönem hedeflerindeki karar verici ve bu hedeflere ulaşılmasında hareket tarzı ve kaynakların kullanılmasındaki adaptasyon” olarak tanımlıyor. bu kadar tanımdan sonra sanırım aklımıza gelen soru klasik anlamda bir ÅŸirket stratejisi nasıl hazırlanır oluyor. bunun için dört konuda çalışma yapmak gerekiyor. ilk önce firmanın çevresi ile olan etkileÅŸimine bakılıyor genelde. çevreden gelebilecek negatif (tehdit) ve pozitif (imkanlar) etkileÅŸmeler analiz ediliyor. ikinci olarak firmanın ana hedefleri belirleniyor. en üst seviye hedef genelde “misyon” olarak adlandırılıyor ki bu hedef genelde firmanın varlık sebebini açıklıyor. üçüncü olarak firmanın yönetimi bir durum analizi yapıyor. bu analize swot (strengths, weakness, ortunitiesand threats) analizi deniyor. swot analizinde firmanın güçlü ve zayıf yanları belirleniyor, geleceÄŸe yönelik karşılaÅŸabileceÄŸi tehdit ve imkanları deÄŸerlendiriliyor. son olarak da firma içinde bulunduÄŸu ortamda belirlediÄŸi hedeflere ulaÅŸmak için elinde bulunan kaynakları nasıl kullanacağını planlıyor. bu noktada daha detaya inilerek yapılacak harekat planları vs. hazırlanıyor. bu çalışmaları genelde firmanın en üst yöneticisi ya da yöneticilerinin yapması gerekiyor; ama ileride uygulama aÅŸamasında yanlış anlama ya da tepki gösterme sebebiyle ortaya çıkabilecek aksaklıkları engellemek için de gerekli tedbirlerin alınması öneriliyor. genelde stratejistlerin önerisi, harekete geçmeden önce mutlaka bu tip bir strateji çalışmasının yapılması ve planın hazırlanması. yani yazıp çizmeden yola çıkılmaması. organizasyon teorisinin önemli isimlerinden olan henry mintzberg ise sanırım türk müteÅŸebbislerinin de ilgisini çekecek oldukça farklı bir yaklaşım getiriyor “stratejik planlama” konusuna. mintzberg, stratejiyi “zaman içerisinde hareketler zincirindeki motif” olarak tanımlıyor. burada mintzberg yapılan hareketlere dikkat çekiyor. bu yaklaşıma göre bir firmanın yukarıda bahsettiÄŸimiz anlamda bir stratejik planı olmasa dahi bir stratejisi olabileceÄŸini söylüyor. istenilen tek ÅŸey firmanın zaman içerisinde yaptığı hareketlerin anlamlı bir motife uyup uymadığı. firmanın zaman harcayıp bir misyon belirlemesi ve bunu dünya aleme duyurmasına gerek olmadan da bir misyona doÄŸru anlamlı bir motifle gidebileceÄŸini ve bunun daha önce yazılı bir hale gelmeden de yapılabileceÄŸini söylüyor. aslında bu noktada sanırım hepimizin aklına yazılı bir stratejik planı olmayan çok sayıdaki ÅŸirketlerimiz gelmiÅŸtir diye düÅŸünüyorum. öÄŸrenciyken bu ÅŸirketlere stajyer olarak gittiÄŸimizde genelde hiç bir yazılı stratejik plan olmadığını ama ÅŸirketin de batmadan hatta zaman zaman gayet iyi bir ÅŸekilde karlı olarak yoluna devam ettiÄŸini gözlemlemiÅŸizdir. ÅŸu günlerde de türkiye’deki iÅŸ yapan firmalarımıza baksak eminim ki bunlardan çok azının yazılı bir stratejik planı olduÄŸunu görebiliriz. firma sahibi ya da sahipleri hep böyle bir plan yapmak isterler ama bir türlü zaman ve kaynak ayıramazlar bu iÅŸi yapmaya. tabii “stratejik planlama” dersi almış bir öÄŸrenciyseniz de bu ÅŸirketler bu plansızlıkla ertesi gün batacakmış gibi gelir sizlere, oysa iÅŸte burada mintzberg’in yaklaşımı yetiÅŸiyor türk giriÅŸimcilerinin yardımına. tabii bir de birçok zaman ve kaynağını strateji planı hazırlamaya ayırıp, sonra bunu uygulamayan ya da uyguluyormuÅŸ gibi yapan firmalar var. bu durum sanırım baÅŸa gelebileceklerin en kötüsü. bunun arkasında modaya uymaktan tutun da asıl hedefe gidecek hareketleri yapmaktan sorumlu orta yönetimin planlama sürecine yeterince dahil edilmemesi gibi birçok sebep olabilir. ama sonuçta böyle durumlar baÅŸa gelebilecek en tehlikeli durumlar, çünkü firmanın sahipleri yazılı, güzelce hazırlanmış bir hedefe gittiklerini sanıyorlar ama aslında fırtınalı denizde dalgalarla boÄŸuÅŸuyorlar, durumun aslında planladıkları gibi gitmediÄŸini anlamaları ne kadar geç olursa da ÅŸirket o kadar kötü bir duruma gidebiliyor. o sebeple sanırım belirlenen stratejik planın uygulanıp uygulanılmadığını izleme konusunda üst yönetimin çok uyanık olması gerekiyor. bu analizimizde de görüldüÄŸü gibi aslında iÅŸ dünyasında da stratejik anlamda öyle kesin beyaz ve siyah alanlar yok. o da yaÅŸamın bir parçası olarak genelde gri alanlarda geçiyor.
* Bu çalışmalar size faydalı olabildiyse sol taraftan sitemizi beğenerek bize destek olabilirsiniz...