kitlerin özelleÅŸtirilmesi
ı. kitlerin işlevleri
1- 1- teknoloji transferi ve üretilmesi
2- 2- pratik eğitim ve teminatlı ehliyet
3- 3- kentleÅŸme ve istihdam
4- 4- sömürüye karşı direnme ve genel hizmet
ıı. özelleÅŸtirmenin kaynağı
1- 1- dış sömürü
2- 2- iç yaÄŸma
3- 3- iÅŸsizliÄŸi doÄŸurma
4- 4- ülkede anarÅŸi çıkarma
ııı. kitler niçin zarar ediyor?
1- 1- ağır vergi yükü
2- 2- gördüÄŸü kamu hizmetleri
3- 3- sorumsuz dolayısıyla yetkisiz yönetim
4- 4- siyasi ve dış sermaye müdahalesi
ıv. halkın yapacakları
1- 1- halk şirketleri kurarak kitleri satın alma
2- 2- halk ÅŸirketleri kurarak açık emeÄŸe iÅŸ bulma
3- 3- her türlü haksızlığa dayanıp devleti güçlü tutma
4- 4- dış ülkelerde açılarak güvence saÄŸlama
v. iktidarların yapabilecekleri
1- 1- kitlerin bütün hareketli sermayesini devletleÅŸtirme
2- 2- kitlerin bütün sabit sermayesini gerçek deÄŸeri ile deÄŸerlendirip kira payı ile ortaklığa koyma
3- 3- siyasi partilerin teminatlı katkıları ile sorumlu yönetimi oluÅŸturma
4- 4- ön sipariÅŸ yoluyla kitlerin kredilendirilmesi
5- 5- elektrik tüketimi ile ölçülen üretimden ayın olarak vergi payının alınması.
6- 6- kira payının da elektrik tüketimi ile hesaplanan üründen bir pay olarak alınması
7- 7- çalışanların emekleri ile ortak edilmesi ve kendilerine kardan deÄŸil cirodan pay verilmesi
8- 8- siyasi partilere denetim yetkisi verilip hakemlere gitme hakkı tanınması
kitlerin iÅŸlevleri
ekonomik rejimler ikiye ayrılmaktadır:
1. merkezi monopol ekonomisi rejimleri ve 2. serbest halk ekonomisi rejimleri.
merkezi monopol ekonomisi de ikiye ayrılır:
1. 1. “sektör monopolü” dediÄŸimiz “sermaye monopolü” ki zenginler ekonomiye hâkimdir.
2. 2. “devlet monopolü” ki hükümetler ekonomiye hâkimdirler.
halk ekonomisi de ikiye ayrılmaktadır:
1. organize olmamış ilkel serbest ekonomi ve 2. organize ileri ortaklık ekonomisi.
tarihte önce “ilkel serbest ekonomi” doÄŸdu. sonra “sektör monopolü”ne dönüÅŸtü. sonra sektör monopolü de “devlet monopolü”ne dönüÅŸtü. bugün amerika birleÅŸik devletleri dahi devlet monopolü içindedir. merkez bankası ve sınırsız vergi koyma yetkisi devlet monopolüne kaymıştır. ÅŸimdi yeryüzüne organize olmuÅŸ “ileri halk ortaklık ekonomisi” hâkim olacaktır.
kapitalizmde her ÅŸey özel sektöründür. devlet çiftliÄŸin bekçisidir.
sosyalizmde her türlü ekonomik hareket devletin elindedir. halk devletin iÅŸçisidir.
ortaklık ekonomisinde ise serbest rekabetin olduÄŸu sahada halk üretim yapar. devlet genel hizmet görür ve o iÅŸleri yapmaz. serbest rekabetin saÄŸlanamadığı yerlerde kit benzeri vakıflar kurulur, onu kamu kuruluÅŸları yapar. tarihte bunu ilk uygulayan peygamberler davut ve süleyman peygamber’dir. ıı. abdülhamit bu uygulamayı ülkemizde baÅŸlatmıştır. mustafa kemal ise bunu devletçilik ve halkçılık ilkeleri ile rejim haline getirmiÅŸtir. türkiye cumhuriyeti bugün kitler sayesinde 70 milyonluk güçlü bir devlet olmuÅŸtur.
1- teknoloji transferi ve üretilmesi
insanlık onbin yıllık tarım dönemi aÅŸamasında hep kendi üretti veya tüketti. ya da sattı. kollektif üretim yapmadı. oysa “sanayi inkılabı”ndan sonra plan ve projeye göre, standartlara göre üretilme baÅŸladı. bu da araÅŸtırma ve projelendirmeyi gerektirmektedir. bunu küçük firmalar yapamaz. ancak büyük firmalar yapabilir. amerika’nın keÅŸfi ile avantajlı duruma gelen avrupa bu sermaye birikimine sahip oldu ve sanayi inkılabını gerçekleÅŸtirdi. doÄŸudaki el sanatları çöktü, yerini makine sanayii aldı. türkiye de bu sanayisi çöken ülkelerdendi. halk açlıkla karşı karşıya idi. bu durumun bertaraf edilmesi için devletçiliÄŸe baÅŸvuruldu ve kitler oluÅŸturuldu. bunlar baÅŸlangıçta batının teknolojisini transfer ettiler. sonraları özel firmalar da bu transfer edilmiÅŸ teknolojiyi kullandılar.
kitlerin görevi bitmemiÅŸtir. asıl görev bundan sonra baÅŸlıyor. o da yeni teknolojiyi üretmedir. yeni teknoloji üretmeyen topluluklar bağımsızlıklarını koruyamazlar. nitekim türkiye istiklâl savaşı’nı batıya karşı yaptı. ÅŸimdi utanmadan ab’ye girmek için kapılarını aşındırıyor. esasen türk devletinin bağımsızlığını yok etmek için kitler tasfiye ediliyor.
2- pratik eğitim ve teminatlı ehliyet
tarım döneminde kiÅŸiler babasından veya ustasından öÄŸrendiÄŸi bilgilerle üretim yapıp hayatını sürdürdü. oysa nüfus artıp gıda yetmez olunca insanlar yeni çareler ararlar. sanayi döneminden önce de böyle bir arayışa girildi. kollektif üretim yapıldı. kiÅŸiler artık ürettikleri malları deÄŸil de emeklerini satmaya baÅŸladılar. aldıkları ücretle maÄŸazalardan mal aldılar. kollektif üretim bir çok insanın bir araya gelmesi ve birlikte iÅŸ bölümü içinde üretmesi ile meydana gelir. artık baba veya usta eÄŸitimi yetersiz olmuÅŸtur. iÅŸbölümüne dayalı merkezi eÄŸitime ihtiyaç vardır. sanayi inkılabında bunu sermaye terakümü olduÄŸu için batıda özel firmalar yaptı. oysa doÄŸuda böyle firmalar yoktu. ilk defa türkiye’de mustafa kemal kitleri kurarak bu eÄŸitimi devlet eliyle gerçekleÅŸtirdi. sosyalizme gitmeden bunu yaptı.
kitlerin görevi bitmemiÅŸtir. asıl görev bundan sonra baÅŸlıyor. tarım döneminde insanlar kabile hayatı yaşıyordu. herkes birbirini tanıyordu. bugün ise iÅŸ yaptığımız insanları hemen hemen tanımıyoruz. adam “ben ÅŸoförüm” diyor, arabayı veriyorsunuz; araba devriliyor. ÅŸoförün gücü olmadığı için zararı ödeyemiyor. buna çare olarak sigortacılık bulundu. oysa sigorta ancak büyük firmaların iÅŸine gelir. küçük müteÅŸebbisler ekmek bulamıyorlar ki ilaca para ayırsınlar. arabanın bakımını yapamıyor ki kaza sigortasını yaptırsın. bunlar kapitalizm düzeninin buluÅŸlarıdır. türkiye’de devletin kendisi sigortadır. aldığı vergi de halkın ödediÄŸi primdir. kiÅŸilere “teminatlı ehliyet” vermek gerekir. bunu da kitler verecektir. kiÅŸinin bilgisizlikten, beceriksizlikten, ihmalden doÄŸan zararları ile kasden iras edilen zararlar, bu kiÅŸiye teminatlı ehliyet veren kit kuruluÅŸları tarafından ödenecektir.
3- kentleÅŸme ve istihdam
tarım döneminde halk toprağını ekip biçiyor ve geçimini saÄŸlıyordu. tarım ekonomisinin gereÄŸi olarak çok çocuk yapıyor, ama sonra toprak yetmediÄŸi için de kanlı boÄŸuÅŸmalar baÅŸlıyordu. nüfus böyle regüle ediliyordu. sanayi dönemine geçildiÄŸinde toprak önemini yitirdi. onun yerine emek önem kazandı. bu da bir araya gelme ve kentleÅŸmeyi zorunlu kılmıştır. nüfusun artması sanayileÅŸmeyi, sanayileÅŸme de kentleÅŸmeyi zorunlu yapıyordu. ne var ki bu kendi kendine olmaz, bunu organize eden kurumlara gerek vardı. batıda bunu özel sektör saÄŸladı. bizde ise bu görevi kitler yüklendi ve baÅŸarı ile sonuçlandırdı.
bugün kitlerin bu husustaki görevi de bitmemiÅŸtir. eskiden bilgi, haberleÅŸme, ulaşım ve standartlar olmadığı için insanları bir araya getirerek büyük fabrikalarda sanayi üretimi yapılabiliyordu. bugün ise alt yapı her yere gitmiÅŸtir. standartlar ve kontrol mekanizması geliÅŸmiÅŸtir. artık kentlere gitmeye gerek kalmamıştır. ayrıca çevre kirliliÄŸi ve trafik sorunu da kentleÅŸmenin durdurulmasını zorunlu kılıyor. bunun anlamı, artık iÅŸçiyi sanayi merkezlerine getirmeyecek, sanayii iÅŸçinin ayağına götüreceÄŸiz. bu da örgütlenmeyi, köylerde ve kasabalarda kredi dağıtmayı, sipariÅŸ sitemini geliÅŸtirmeyi gerektirmektedir. bunu de gelecekte kitler yapacaktır.
4- sömürüye karşı direnme ve genel hizmet
sanayileÅŸme döneminde sermaye birikmesi zorunlu olmuÅŸtu. bu uygulama ekonomi bakımından büyük baÅŸarılar saÄŸlamıştır. ne var ki halk köleleÅŸtirilmiÅŸtir. bir ülkenin halkını köleleÅŸtirme bir yana, ülkeler ikiye ayrılmış, sömüren ve sömürülen ülkeler olmuÅŸlardır. bağımsızlığını kazanan türkiye cumhuriyeti batı sermayesine karşı sömürülmemek için kitleri oluÅŸturmuÅŸ ve böylece siyasi varlığını sürdürmüÅŸtür. kapitalistler enternasyonal sosyalizmi sovyetlerde uyguladılar. dine, aileye, mülkiyete ve milliyetçiliÄŸe düÅŸman bir rejim olarak lanse ettiler. böylece “ölümlerden ölüm beÄŸen” havası içinde insanlığı kapitalizm içinde yaÅŸamaya zorladılar. mustafa kemal devletçilik ile batılıların bu oyunlarını bozdu. sonraları hitler ve mussolini de mustafa kemal’in yolundan gittiler. yalnız onlar “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesini benimsemedikleri için bedelini ağır ödediler. türkiye ise varlığını sürdürüyor.
kitlerin görevi burada bitmiyor. ortaklık ekonomisi genel hizmetleri gerektiren bir ekonomidir. halk serbest müteÅŸebbis olarak üretim yapacaktır. ancak evrak ve demirbaÅŸ kayıtları, zimmet ve envanter muhasebeleri; ilmi, ahlaki, mesleki ve siyasi eÄŸitim ve teminatlı ehliyet; ambar, kasa, arÅŸiv ve uyarı yerleri; basın, yayın, ulaÅŸtırma ve haberleÅŸme hizmetleri; planlama, bakım, saÄŸlık ve güvenlik ile tescil, tesbit, tahkik ve hakemlik hizmetleri ortak hizmetlerdendir. bunları kitler yaparsa küçük müteÅŸebbisler yaÅŸayabilir. yoksa bugünkü karmakarışıklık içinde yok olup giderler. kitlerin asıl hizmetleri bundan sonra baÅŸlayacaktır.
özelleÅŸtirmenin kaynağı
batı dünyası, osmanlıların istanbul’u fethetmesi ile doÄŸudan ümidini kesmiÅŸ ve batıya yönelmiÅŸti. müslümanlardan öÄŸrendiÄŸi coÄŸrafya, barut, pusula, gemicilik gibi araçları kullanarak amerika’yı keÅŸfetti. batı bu sayede saÄŸladığı avantajlarla zengin oldu. el iÅŸçiliÄŸi bilmediÄŸi için makineye iÅŸ yaptırmayı denedi ve sanayi inkılabı oldu. viyana zaferi ile üstünlüÄŸü resmen kabul edilen batı dünyayı istila etti ve sömürü düzenini kurdu. sakarya’da talihi geri dönmeye baÅŸladı. birinci ve ikinci cihan savaÅŸları ile batı dünyadaki siyasi hakimiyetini siyasi üstünlüÄŸe dönüÅŸtürdü. ekonomik hakimiyetini ise yöneticileri baskı altına alarak saÄŸlıyor. devletçiliÄŸi resmen kendi devletlerine yıktırıyor. böylece kendi sömürücü sermayesine yol açıyor. özelleÅŸtirme furyası buradan geliyor. dünyayı sarsıyor. türkiye de bu hava içinde sallanıyor. dört koldan saldırı sürüp gidiyor.
1- 1- dış sömürü
ülke içindeki ekonomi çökertilecek, kendi ekonomisi hakim olacak. eskiden olduÄŸu gibi ham madde alıp beÅŸ misli pahalılaÅŸtırarak mamul madde olarak satacak. kendi tekelini sürdürecek. kamu iktisadi teÅŸebbüsleri buna engel olmaktadır. bunun için kredi vermek suretiyle ülkeleri esir ediyor. türkiye’de 1950’den beri baÅŸlanmış bulunan bu çökertme ameliyesi devam ediyor. adnan menderes’i bunun için astılar. 28 ÅŸubat dahil tüm müdahalelerde hedef hep aynıdır.
2- 2- iç yaÄŸma
dış sömürünün ülke içindeki iÅŸbirlikçileri de bu yaÄŸmadan yararlanmak istemektedirler. anormal deÄŸerlerle alınıp satılıyor. devlet aldırmak istediÄŸi kimselere kredi veriyor. sonra güya satıyor. oysa istediklerine bedelsiz olarak devrediyor. çünkü sonra o krediler geri dönmüyor. yaÄŸmalama mekanizması çalışıyor. bu aynı zamanda siyasi baskı aracı yapılıyor. buna alet olanlar iktidara getiriliyor. küçük bir sapma görürlerse “yüce divan”a gönderiyorlar. bu iÅŸlere bulaÅŸmamış olanlar ise pkkcıdır, komünisttir, ırkçıdır veya mürtecidir diyerek iktidardan uzaklaÅŸtırılıyor. devletin beslediÄŸi kartel medya bu oyunlara araç yapılıyor.
3- 3- iÅŸsizliÄŸi doÄŸurma
özelleÅŸtirme ile bir çok iÅŸsiz ortaya çıkıyor. bunlar ucuz olarak sömürücü sermayeye çalışmaÄŸa mecbur ediliyor. kitler varolursa sömürücü sermaye yeni iÅŸçi bulamıyor. amerika’da da kölelik bu amaçla kaldırıldı. köleler tarım iÅŸçisi idiler. oysa sanayi dönemi doÄŸuyordu. köleler hür hâle getirilip iÅŸçi statüsüne alındılar. böylece patronlarını bedelsiz deÄŸiÅŸtirmiÅŸ oldular. özelleÅŸtirmede yapılmak istenene budur. “devlet özelleÅŸtirsin, o fabrikalar kapatılsın, biz kurduÄŸumuz yerlerde onları çok ucuz bedelle çalıştıralım.” diyor sermaye.
4- 4- ülkede anarÅŸiyi çıkarma
özellikle türkiye için ise özel plan vardır. malazgirt zaferi’nden beri faaliyet gösteren haçlı örgütü siyonizm ile birleÅŸerek anadolu’yu paylaÅŸmayı planlamıştır. doÄŸu ermeni pontus, batı grek bizans, güney israil yahudi imparatorluklarının toprağı yapılmak isteniyor. ne var ki türkiye’de ordu çok güçlüdür. bu hayallerin bu ÅŸartla gerçekleÅŸmesi mümkün deÄŸildir. tek ümit türkiye’de iç savaÅŸ çıkarmak ve orduyu bölmekte kalmıştır. bu da özelleÅŸtirme ile saÄŸlanacaktır. halk sermayesi tarikat sermayesi diye sindiriliyor, devlet sermayesi de peÅŸkeÅŸ çekiliyor. iÅŸsiz kalan halk, aç kalan halk isyana zorlanıyor. böylece orduyu da bölebilirlerse emellerine ulaÅŸmış olacaklardır.
kitler niçin zarar ediyor?
1- 1- ağır vergi yükü kitleri çökertiyor
ülkemizi çökertmek için batıya hazırlatılmış kanunlar o kadar kötüdür ki vatandaÅŸlar vergi kaçırmasalar yaÅŸama imkanına sahip olmazlar. böylece hayatlarını sürdüren vatandaşın yanında kitler yaÅŸayamıyor. çünkü onlar vergiyi kaçıramıyor. özelleÅŸtirmekle devletin kasasına hiçbir ÅŸey girmeyecektir. zira ÅŸimdi kaçırılamayan vergi sonra kaçırılacaktır. böylece ÅŸimdi sübvanse ettiÄŸi miktardan o kadar azalacaktır.
2- 2- kitler gördüÄŸü hizmetlerden dolayı zarar ediyor
kitler teknoloji üretimi, teknoloji teminatı, sanayiyi kırlara götürme ve genel hizmet yapma gibi yükümlülükler altında oldukları ve bunun için ek ödenek almadıkları için zarar ediyor gözüküyor. oysa bu hizmetler o zararlardan kat kat deÄŸerlidir.
3- 3- yetkisiz ve sorumsuz yönetim kitleri zarar ettiriyor
merkezden politik nedenlerle atanan kiÅŸinin hiç bir yetkisi ve sorumluluÄŸu yoktur. uzaktan kumanda ile gemiler yüzdürülüyor. böyle bir kurum baÅŸsız bir kurumdur. böyle bir kurumun zarar etmemesi mümkün deÄŸildir. oysa kiÅŸilere yetki vereceksin, zarar etti mi alacaksın. bu basit bir iÅŸletme kuralıdır. herkes kendi iÅŸinde ediyor da kamu iÅŸinde ise kimse etmiyor.
4- 4- siyasi müdahale ve dış sermaye baskıları
bir taraftan siyasiler siyasi çıkarlarına kurumları alet ediyorlar. diÄŸer taraftan dış sermaye de rüÅŸvet mekanizmasını çalıştırarak kitleri zarar ettiriyor. böylece o çökertilecek, arkadan türkiye’nin ekonomisi çökertilir. sonra da siyasi çöküntü gelir.
halkın yapacakları
türkiye nasıl istiklâlini ancak halk harekatı ile kazandıysa, ekonomik istiklâlini de halk hareketi ile kazanacaktır. o zaman istanbul nasıl esir idiyse ve ülke çıkarında olmayan hükümet kararları uygulamıyorsa; biz de öyle yapacağız. iktidarla çatışıp devletin varlığını zafiyete uÄŸratmayacağız. ancak halk hareketiyle ekonomik bağımsızlığımızı kazanacağız. bu arada siyasi bağımsızlığımızı kaybetsek bile ekonomik açıdan bağımsız hâle gelirsek onu da siyasi yoldan hallederiz.
1- 1- halk şirketleri kurarak kitleri satın alma
bizim yapacağımız iÅŸlerin başında halk ÅŸirketleri kurup bu bedava satılan, daha doÄŸrusu satılıyormuÅŸ gibi görünen yerleri biz alalım. böylece onları kurtarmış oluruz. devletimize de deÄŸerinden fazla para vermiÅŸ oluruz. bir zararı yoktur, devlet bizim devletimizdir. bu ÅŸirketleri para kazanmak için deÄŸil, kitleri kurtarıp devletimizin yıkılmasını önlemek için kuracağız. baÅŸarılı da olacak ve kazancı halka paylaÅŸtıracaktır.
2- 2- halk ÅŸirketleri kurarak açık emeÄŸe iÅŸ bulma
kitler ucuza satılırsa onları alırız. pahalıya dışarı satılırsa devletimiz zarar etmez. ucuz satılırsa biz zarar etmeyiz. korkuluk gibi ihaleye girmeliyiz. böylece devlet mallarının peÅŸkeÅŸ çekilmesini önlemeliyiz. ama önleyemezsek, alamazsak, bize vermezlerse, bizi ihaleye sokmazlarsa: biz ayrı iÅŸyerlerini kurarak halkımıza iÅŸ vermeliyiz. kitler yerine halk kooperatifleri üretmeliyiz. elbette baskı yapacaklar, gereksiz yere kapatacaklar; ama biz dayanmalıyız, onları bıktırmalıyız. allah bize yardımcı olur. baÅŸarırız. yeter ki biz çalışalım.
3- 3- her türlü haksızlığa dayanıp devleti güçlü tutma
yöneticileri baskı altına alarak kendi halkına baskı yaptırmaktadırlar. 28 ÅŸubat böyle bir baskıdır. hiç kimse onun gerçekleÅŸmesini istememiÅŸtir. ne var ki dış baskı ve oyun, basının saldırılarına karşı ordu ve devlet kendisini öyle koruyabilmiÅŸtir. milletimiz sabretmiÅŸtir. bundan sonra da sabredecektir. biz sabredersek bir gün hükümetimizi güçlendiririz ve bir gün yöneticiler de direnme gücünü elde ederler. ÅŸimdi böyle bir güçleri yoktur. s. demirel direnseydi o da n. erbakan gibi giderdi. düÅŸmanların istediÄŸi halk ile devleti çatıştırmadır. yöneticilerden bunlara alet olup zulmedenler olacaktır. buna mukabele edersek düÅŸmanlarımız hedeflerine ulaşır. sabredersek, biz hedefimize ulaşırız. görevlilerin zulümlerine sabretmeliyiz. onlar hesabını allah’a vereceklerdir. gaflet ve dalâlet, hatta hıyanetin cezasını biz vermemeliyiz. çünkü böyle bir ÅŸey bizi yıkar.
4- 4- dış ülkelerde açılarak güvence saÄŸlama
ülkemizi elbette sonuna kadar savunacağız. ama buna her zaman fırsat bulamayabiliriz. iktidarda olanların gaflet ve dalâleti, hatta hıyanetleri yeni bir sevr’i getirebilir. bizim bazan yapabileceÄŸimiz bir ÅŸey kalmayabilir. o zaman yapacağımız iÅŸ ülke dışına göç etmek ve oradan ülkemizi kurtarmak olacaktır. buna ÅŸimdiden hazırlıklı olmalıyız. ekonomik yatırımlarımızı ülke dışına kaydırmalıyız. orta asya, kafkasya, iran, pakistan gibi ülkelere ekonomik yatırımlarımız olmalıdır. bu hem ülkemizle o ülkeler arasında ekonomik dayanışmayı saÄŸlar, hem de bir gün iktidarda olanların gaflet, dalâlet, hatta hıyaneti sebebiyle ülkemizi terk etmek zorunda kalırsak, tutunacağımız yer olmalıdır. f. gülen’in cemaatı, milli görüÅŸ teÅŸkilatı türk düÅŸmanlarını onun için rahatsız etmektedir. demek ki göçü göze alcağız, ama iç savaÅŸa izin vermeyeceÄŸiz. göç ile dışarıda varlığımızı sürdürürüz, iç savaÅŸla ise devletimiz yıkılmakla kalmaz, ayrıca ulusumuz da yok olur.
iktidarların yapabilecekleri
halk olarak yapabileceklerimizi fiilen yapmalıyız. her türlü zorluklara katlanarak, zararlar ederek yapmalıyız. bunlar nuhun gemisi’ni yapma kabilindendir. basit görünür, ama “sosyal tufan” gelince bizi bu “sosyal gemi” kurtarabilir. fikren ise devletimizi, yöneticilerimizi uyarmalıyız. onlara çözümler üretmeliyiz. partileri iktidara gelmek için kurmamalıyız, tebliÄŸ için kurmalıyız, söylemek için kurmalıyız. biz suç iÅŸlemekten korkmalıyız, ama cezalanmaktan korkmamalıyız. biz öldürmemeliyiz, ama ölmekten korkmamalıyız. fikir hiçbir hukukta suç deÄŸildir. ceza kanunlarında yazılsa da suç deÄŸildir. o halde fikirlerimizi her hâlükarda söylemeliyiz. cihad budur. savaÅŸ yurt dışındaki saldırılara karşı savunma aracıdır. cihad fikridir ve ülke içindeki zalimlere karşı savunma aracıdır. siz söylersiniz o dinlemez, ama halk dinler ve ona göre kendisine yön çizer. bu etkisi olduÄŸu içindir ki fikir suçunu icat etmiÅŸler ve cezalandırıyorlar. böyle bir suç yoktur. cezasını göze alıp bu uyarıları yapmak zorundayız. ancak, “sen beceremiyorsun, in, ben çıkayım!” ÅŸeklinde deÄŸil de; “yaptığın yanlıştır, öyle deÄŸil böyle yapmalısın” demeliyiz.
1- 1- kitlerin bütün hareketli sermayesini devletleÅŸtirme
kitlerin kendi varlığını sürdürebilmesi için önce ÅŸimdiye kadar onun suni olarak yüklendiÄŸi zararlardan kitleri kurtarmalıyız. devlet mevcut olan tüm nakdine ve ürünlere el koymalı, borçları ve alacaklarını zimmetine geçirerek önce onları bir arındırmalıdır. borçlarını nasıl tasfiye edeceÄŸi ayrı bir sorundur. çok basittir. arazilerini satar, borçlarını öder. kâra geçmiÅŸ kitlerin hisse senetlerini satar yine bu borçları öder.
2- 2- kitlerin bütün sabit sermayesini gerçek deÄŸeri ile deÄŸerlendirip kire payı ile ortaklığa koyma
kitlerin arsalarını, yapılarını, tesislerini ve demirbaÅŸlarını siyasi partilerin oluÅŸturacağı takdir komisyonlarına takdir ettirmelidir. bu sabit sermaye ile kitlere katılmalıdır. kendisine ne sabit kira almalıdır, ne de kârdan pay almalıdır. tesislerde üretilen üründen bir yüzde almalıdır. böylece ne devlet zarar etmiÅŸ olur, ne de iÅŸletmeciler ezilip giderler.
3- 3- siyasi partilerin teminatlı katkıları ile sorumlu yönetimi oluÅŸturma
kitlerin yönetim kurullarına siyasi partilerin aldıkları oy oranında atadıkları kiÅŸiler getirilmelidir. bunlar kendilerine bir baÅŸkan seçmelidirler. baÅŸkanı sıralama usulü ile seçeceklerdir. artık o baÅŸkan deÄŸiÅŸmeyecektir. isteyen yönetim kurulu üyesi istifa eder. parti yenisini atar. ancak beÅŸ yönetim kurulu istifa ederse baÅŸkan da istifa etmiÅŸ olur ve ayrılır. yeni yönetim kurulu oluÅŸturulur. bu yönetim kurulu tüm borç ve alacaktan sorumlu olacaktır. borç ödenmezse yönetim kurulu tasfiye edilecektir. kit deÄŸil yönetim kurulu tasfiye edilecektir. zarar eden makinalar deÄŸil insandır. makinaya ceza verme sistemi roma’da kalmıştır.
4- 4- ön sipariÅŸ yoluyla kitlerin kredilendirilmesi
yönetim kuruluna beÅŸ veya ön senede taksit taksit ödemek ÅŸartıyla ön ödemeli sipariÅŸ verilecektir. bu sipariÅŸin bütün sermayesini baÅŸtan kendisine nakit olarak vereceÄŸiz. bize her yıl belli miktarda ürün ödeyecektir. ürünün fiyatı baÅŸtan belirlenmiÅŸtir. taksitlerini öderse yönetim kurulunun görevi devam eder, ödeyemezse yeni yönetim kurulu oluÅŸturulur. böylece iÅŸletmeler nakit sermaye bulmuÅŸ olur. devlet ucuz mal ürettirdiÄŸi için kârlı olur. enflasyon ve faiz söz konusu olmaz.
5- 5- elektrik tüketimi ile ölçülen üretimden ayın olarak vergi payının alınması
enflasyonun vergi olduÄŸu bir ülkede saÄŸlıklı ekonomi mümkün deÄŸildir. olmayan varmış kabul ediliyor. bu çeliÅŸkidir. bu sebepledir ki devlet vergiyi üründen pay olarak almalıdır. böylece enflasyon vergilendirilmemiÅŸ olur. ayrıca enflasyonun etkisi de yok olur. ürün miktarını ölçmek ise harcanan elektrikle tesbit etmek son derece kolaydır. devlet bunları ihale yoluyla baÅŸtan satar, mamule el de dokundurmaz.
6- 6- kira payının elektrik tüketimi ile hesaplanan üründen bir pay olarak alınması
devlet kira payını da üründen bir pay olarak alacaktır. bunu da ihale yoluyla satacaktır. eskiden mültezim usûlü vardı. onun kötü tarafı, onun gelirden pay yerine götürü satılması idi. bu zulümdü. vatandaÅŸ ile mültezim arasında çıkan ihtilafı devlet görevlileri hallediyordu. mültezim adeta devlet içinde devlet olmuÅŸtu. kötü uygulama misal olamaz. burada ürün harcanan elektrikle belirlenecektir. ihaleyi alan sadece aldığı malın parça başına deÄŸerini ödeyecektir. rüÅŸvet ve kontrol da otomatikman ortadan kalkacaktır.
7- 7- çalışanların emekleri ile ortak edilmesi ve kendilerine kârdan deÄŸil cirodan pay verilmesi
çalışanlar üründen emek payı alacaklar ve sözleÅŸmelerine göre paylaÅŸacaklardır. sabit ücret söz konusu olmayacaktır. iÅŸçilere bir avans verilecekse onu iÅŸletme deÄŸil devlet verecektir. borç devlete karşı olacaktır. payına el konacaktır. iÅŸletme asla borçlanmayacaktır. iÅŸçi iÅŸ deÄŸiÅŸtirdiÄŸi zaman da borcu devam edecektir. çalışmazsa devletin zarar hanesinde yazılacaktır. devlet alamıyorsa iÅŸletme hiç almaz.
8- 8- siyasi partilere denetim yetkisi verilip hakemlere gitme hakkı tanınması
yönetim kurullarını siyasi partiler atıyor. baÅŸkanları onalar seçiyor. ne var ki bu güçlünün yönetmesi oluyor. kararları hep baÅŸkan alacaktır. karar ekseriyetin olmayacaktır. baÅŸkan istiÅŸare eder. herkesin görüÅŸü banda alınır. baÅŸkan kararı re’sen yazdırır. orada istiÅŸare meclisinde yazdırır. uygulamaya konur. ne var ki siyasi parti temsilcileri olan üyelerden her hangi biri hakemlere giderek kararı iptal ettirebilir. hakemlerden birini davacı yönetim kurulu üyesi, diÄŸerini ise davalı baÅŸkan seçer. onlar da baÅŸ hakem seçerler. hakemlerin verdikleri karar kesindir. dinlemeyen yönetimden ayrılır. mevzuat mahiyetindeki kararlar ittifakla alınır. ancak kahir ekseriyet temin edilir, bir iki üye muhalif kalırsalar onlar aleyhine de hakemlere gidilebilir. hakem kararı ile sözleÅŸme yenilenmiÅŸ olur.
görülüyor ki kitleri zarardan kurtarmak gün meselesidir. ne var ki siz iktidar olur bunları yaparsanız, sizi indirirler. iÅŸte bize düÅŸen görev, bu indirmelere alet olanları bilinçlendirip 28 ÅŸubatlara imkan vermeyecek hâle gelmektir. bunu yapacak olan da bizim çalışmamız olacaktır. küçük iÅŸletmeler kurarak halkın direniÅŸini saÄŸlamak. siyasi partiler kurarak uyarıları yapmak. bize düÅŸen görev budur. bunu yapanlar kurtulacak, yapmayanlar helâk olacaklardır. bizim okuduklarımız bize bunları söylüyor. bizden söylemek, ötesi bize ait deÄŸildir.
yazan: süleyman karagülle
64. seminer – 17.06.2000