ben çalışmamda “pozitivizmin metafiziği reddetmesi materyalizmle kesişen bir şekilde olgulara dayanması ve açıklaması yöntem oluşundandır.” hipotezini savunmaya çalıştım.
neden böyle bir hipotez seçmişim? çünkü hepimizin akılının bir köşesinde gizli kalmış, cevabını görünenlerde ve söylenenlerde bulamadığımız binlerce hatta milyarlarca soru vardır.
söylenenlerin arasında yanlışlar vardır ama bir kere raylar yerine oturmuştur. biz yanlış yada doğru eğri yada büğrü o trene binmiş ve bir yerlere gidiyoruzdur. o trende halinden memnun insanlar çoktur.
ama bir de gözleri gerçek monoda açık olan insanlar vardır ve pencereden dışarıya sarkıp bakarlar korkmadan.
acaba dışarıda ne vardır?
tam birisinden bahsediyoruz dur ki o kişi arar, ya da çıkagelir birden, yada gece bir rüya görür bir kimse ertesi günün özeti gibidir adeta ya da ruhumuz nasıl bir şeydir ve nerede durmakta dır? dünya denen yuvarlak şeyi orada öylece kim tutmaktadır? hayatımız minik minik gizemlerde saklıdır, kimimiz bunları görmek isteriz, kimimiz ise göz ardı eder sırt çeviririz.
hayvanlarda yer, içer ve uyur hatta düşünür, seçer. oysa insan yaratılmışların arasında en üstünüdür. yemekten, içmekten, uyumaktan ve hayatın diğer nimetlerinden faydalanmaktan başak işlevleri de olmalıdır. sorunları görmeye meraklı değilimdir, karamsarlıkta hiçbir zaman imrendiğim bir model olmamıştır.
fakat içinde bulunduğumuz düzen bize yaratıklar arasındaki en ütün varlığın yani insanın işlevini sorgulaması için ve adına değildir. aksine madde bizi yanlışa görülmektedir.bunu yapan yalnız başına madde midir? hayır.biraz önce bahsettiğim trenin içindeki çoğunluk kısım kasıtlı, planlı, yoğun bir çaba içerisindedir.
zihinlerin uyanık olmanı diliyorum. vakit bir ayrılık vakti olmalıdır. ben ayrılmayı istiyorum.
1.yöntem dayatması
madde maddesel ruhta ruhsaldır, daha ilk bakışta farklar göze çarpar. şura ki tartışmasız biz maddesiz yaşamamayız fakat maddeye olan ihtiyaç onun yöntemlerinin her alanda geçerli olmasını zorunlu kılmamalıdır.
bilimsel yöntem ruhsal olana akıl erdiremediği için onu reddetmiştir. tilki üzüme erişememiş ve dünyayı üzümsüz ilan etmiştir. oysa dünyamız üzüm doludur. pozitivizm sosyal olguyu doğa bilimlerine göre şekillendirmek ister.
bence bu bir dayatmadır.
2. pozitivizmin bilimsel bilgi anlayışına dair
pozitivizme yönelik eleştiri yapanlardan birisin de anarşist bilgi kuramının savunucusu p. feyerabend’ tir. feyerabend’ in pozitivistlerin savunduğu bilimsel bilginin ayrıcalığına ilişkin bilimsel yöntemi eleştiriciliğinin biliyoruz.
feyerabend’ de göre ne kuramların birbirlerinin yerlerini almaları ile ilgili ilkelere ne de kuramın doğruluğunu garantileyen kriterlere sahip olduğumuzdan pozivist bilgi de dahil olmak üzere her türlü bilgiye (mitsel, dinsel, sezgisel vb.)özgürce yarışma şansı tanımalı pozivist anlamda ne denli saçma yada eksik olursa olsun her türlü bilgiyi kullanmalıyız.
bilimi anarşist bir çaba olarak gören ve bilimin her zaman karşıt görüş çoğalmasının bilginin ilerlemesi için bir öz zorunluluk olduğunu savunan feyerabend” ne olsa gider” anlayışını benimsemektedir.
ben feyerabend’ in düşüncelerini çok yerinde buluyorum. demokratik olarak biz her türlü bilgiye şans tanımalıyız.
3) düşüncenin materyalizme kayması
17. asırda galile, kepler ve newton gibi alimlerin ilmi buluşları ortaya çıktığı zaman avrupa’ da ortaçağ hıristiyan görüşü olduğunu biliyoruz. bu anlayışa uygun bir tabiat tasavvuru bulunmaktadır. daha önceki asırlarda insan kendisini tabiattan ayrı bir parça ve ondan güçlü, yüksek bir mevkide kabul ederken 19. asırda kendini takibatın bir parçası ve bir çok hadiselerde onun hakimi durumunda olduğunu anlamaya başlamıştır.
bu anlayış değişikliği 19. asrı ilmin ilerlemesi ile daha çok bir icatlar ve teknik asrı haline getirmiştir. bunun neticesi olarak da 19 yy. da bir ihtisas devri başlamıştır. süratle ilerleyen tekniğin imkanlarından faydalanan ilim her sahaya yayılmıştı. astronomideki hızlı gelişmeler ve kimya ilminin maddenin değişikliklerini gözetleyerek atom seviyesinde ki olayları izah etmesi eski tabiat tasavvurunu tamamen değiştirmiştir.
fizik, kimya ve biyoloji gibi tabiat ilimlerinin kainatta göremeyecek sır kalmayacağı kanaati beni üzmektedir. hızla gelişen ağır sanayi ve teknik insanlardaki bu kanaati desteklemiştir. bu durum karışsında da dine metafiziğe kolayca sırt çevrilmiştir.
fizikte hareket kanunları, maddenin sakımı kanunu, elektriğin ve ışığın matematik düzeylerle izahı gibi kuvvetli prensipler kimyada atomizmin kuvvetlice kuruluşu biyolojide hücre ve bilhassa evrim teorisinin hakim oluşu ve dünya olaylarının bu prensiplerle açıklanması tefekküre materyalist bir yol çizmiştir.
neticede bu istikamet, materyalist tasavvurun felsefi bir şekil almasına ve böylece materyalist bir felsefenin teşekkülüne sebep oldu.
mekanik görüşün şahikasını temsil eden evrimcilik ile pozitifimin tam desteğine mashar olan materyalizm büchner, heckel, karl vogt gibi koyu maddecilerin eserlerinde tam desteğini bulmuştur.
ben her zaman için kattıkları artılara rağmen maddecilerin hepsini bir kefede değerlendirmiş ve onları insanlık ini bir eksi olarak nitelendirmişimdir. tabii benim bu görüşümü de diğer insanlar artı yada eksi olarak nitelendirebilirler.
ülkemizde ise yeni bir iman şeklinde manevi değerlerin yerine geçirmeye çalıştığı bu maddeci felsefeyi yaymak için baha tevhik aynı zamanda siyasetinde faydalanma yolunu ihmal etmemiştir.
4-) metafizik nedir?
yalnızca görünüşte olana karşıt olarak en yüksek ölçüde gerçek olanı tanımlamayı amaçlayan disiplindir.
sezgide gizemli hiçbir şey yoktur. hepimiz onu bir dereceye kadar tatbik edecek imkana sahibizdir. sözgelimi, edebi kompozisyon yazmaya kalkışan içimizden biri bilir ki konu enine boyuna incelenip, materyallerin tanımı toparlanıp ve bütün toplanıp ve bütün notlar alındığında, kompozisyon çalışmasına girişmek için hala ihtiyaç duyulan bir şey vardır; bu, çok kere oldukça zahmetli ve acı veren, konunun tam kalbine kendimizi doğrudan doğruya yerleştirme ve eriştikten sonra kendimizi bırakmamızın yeterli olduğu, bir dürtüyü mümkün olduğunca derin bir biçimde araştırma çabasıdır
bir kere erişildiğinde, bu dürtü zihnimizi, topladığı bütün bilgiyi ve bunun yanında binlerce teferruatı yeniden keşfedeceği bir yola koyan o kendisini süresizce sayılabilecek terimlere ayrıştırır ve yine kendisini ayrıştırır.
ne kadar ilerlesek, o kadar terimi keşfedebiliriz, söylenebileceklerin tamamını asla söyleyemeyeceğiz bununla beraber aniden geriye dönüp arkamızda hissettiğimiz dürtüyü kavramaya çalışırsak, onun çoktan gitmiş olduğunu göreceğiz çünkü o bir şey değil fakat bir hareketin doğrultusudur ve her ne kadar sınırsızca genişleyebilirse, hudutsuzca basittir. metafizik sezgi aynı neviden bir şey olarak görülmektedir.
edebi kompozisyonun notlarına ve dökümanlarına burada karşılık gelen şey, pozitif bilim tarafından bir araya gözlemlerin yekünü ve tecrübedir.
çünkü onun yüzeysel açılımlarıyla uzun bir dostluk peydah ederek güvenini kazanmadıkça, gerçeklikten bir sezgiyi- yani en mahrem kısmıyla bir entelektüel sempati elde edemeyiz. ve bu yalnızca en belirgin olguları hazmetme meselesi değildir; o derece geniş bir olgular yığınının toplanması ve mecz olunması icab eder ki, bu mecz oluşta gözlemcilerin farkında olmadan gözlemlerine dahil ettikleri, önceden düşünüp hakkında fikir elde ettikleri peşin hükümlü ve olgunlaşmamış fikirleri her biri diğerine kesinlikle natralize edecektir.
ancak bu şekilde bilinen olguları çıplak ve yalın maddiliği tezahür edebilir.
5-) pozitivizm ne yapıyor?
pozitivizm genel olarak modern bilimi temel alan ona uygun düşen ve batıl inançları metafizik ve dini, insanlığın ilerlemesini engellyen bilim öncesi düşünce tarzları yada formları olarak gören dünya görüşüdür.
comte’un pozitivizmi metafizik laeyhtarı bir sistemdir. bu mesleğin temel postilosu şudur; mademki biz yalnız hadiseleri biliyoruz ve bunları ard arda geliş münasebetleriyle sıralıyoruz.
öyleyse hadiselerin gerisinde herhangi bir asıl varlık veya öz araştırmasından vazgeçmeliyiz.
pozitivizme göre felsefe müsbet olmalıdır. yani sebeplere ait bir takım boşluk nazariyelerden uzak durmalıdır. ilim vakalar ve konularla ittifa etmeli sebepleri değil yalnız şartlar araştırılmalıdır.
pozitivizm her şeyden önce bilim felsefesidir. ve doğrudan amprist geleneğin içinde yer alır. pozitivizm de metafizik spekülasyon reddedilmiş onun yerini sistematik gözlem ve deneye dayanan “pozitif” bilgi almıştır. bilimin yöntemleri bize fenomenlerin bir arada varoluş ve birbirlerini takip ediş yasalarını gösterebilir, fakat şeylerin içinde saklı olan “öz”ü ve “doğa”yı asla anlayamaz.
toplumsal dünyaya uyarlanmış haliyle pozitif yöntem, her bilgi dalının geçmesi gereken bir ardışık devamlar yasası tesbit eder; birincisi teolojik, ikincisi, metafizik, sonuncusu pozitif (yada bilimsel)
comte, toplumun karakterini kendisine hakim olan entelektüel formlarla şekillenmesinden yola çıkarak insan toplumunun gelişimiyle ilgili bir yasa ortaya koymuştur.
comte’a göre fransanın kendisinden kendisinden kısa bir süre önce yaşamış olduğu anarşi ve devrim entelektüel anarşide kaynaklanmıştır. ilahi hak ve halkın egemenliği gibi metafiziksel sorunlara bağlı olan çözülemez anlaşmazlıklar bir kenara bırakılıp, tüm dikkatler toplumun pozitif bilimine çevrilmelidir. bunun sorgulanması gerekmektedir.
bilgimiz buradan başlayıp burada biter diyerek akıl ve tectübe için kesin bir sınır çizmeye kimsenin yetkisi yoktur. comte metafiziğe hücum etmekle yanılmıştır. zira ilim bize olayların kanununu verir. sadece olayların kanunu…. ve bunun gerisinde bir yığın zihni bulandıran sorular kalır. bunlara cevap aramak insanı zaruri olarak metafiziğe götürür.
üç hal kanunu müsbet ilimin teşekkülü için şart ise de metafiziğin ortadan kalkması için zorunlu bir şart değildir. hem ispatçı zihniyetin en yüksek derecesine ulaşmış bir çok zekalarda metafizikle uğraşmışlardır. metafizik insan için ihtiyaçtır. insanın kafasındaki açlıkları doyurabilecek bir yoldur.
schopenheaur’un deiği gibi insan metafizik yapan bir varlıktır. comte’un bu husuta ki fizikleri indi ve keyfidir.
zaten comte kendi zamanındaki ilim esaslarını aldığı için bu ilimlerin ilerlemersi ilede conte felsefesini kaybetmiştir.
bu doğrularda gösteriyor ki ilim ve deneye ilgi kesildiği halde ilim ve deney adına konuşan, felsefeye hayat hakkı tanımadığı halde onu da kalkan olarak kullanan düşüncenin saygısız çocuğu materyalizm, ilmin kendisini çeşitli yalanlamalarına rağmen öyle görüyor ki ilmi ve tecrubi sonuçlardan haberi olmayanları demagoji ile tuzağa düşürür.
hem de en esaslı dayanak noktalarından mahrum kaldığı halde.
6-) materyalizm ne yapıyor?
materyalizm maddenin evrimini hayatın evrimine bağlamak sureti ile bütün tekâmül safhalarını bu tarzda tetkike çalışmakta idi. bu felsefenin filozofları her şeyi madde ile açıkladıkları madde ve kuvveti iki ayrı prensip olarak bırakan eski mekanın m den ayrılıp bunları tek varlığın iki manzarası olarak gördükleri için kendi felsefelerine monisme adını vermişlerdir.
maddeciliğin ve bilhassa pozitivizmin muhtelif şekilleri ile beslenen bu materyalizm, cumhuriyet döneminde tarihi materyalizm veya “diyalektik materyalizm” şekline dönüşmüştür. marksizt felsefe ve taraftarlarının muhtelif görüşleri ile bu husustaki fikri ve fiili mücadelelere söz konusudur.
bu anlayış; iktisadi olayların ve bilhassa üretimin içtimai, siyasi ve manevi bütün hayat süreçlerini şartlarını teşkil ettiğini iddia eder.
7-) kendiliğindenlik doğru mudur?
materyalistlere göre evrenimiz kendiliğinden oluşmuştur. büyük bir patlama ile dünyamız, galiba hücre ile de canlılar meydana gelmiştir. peki bu patlamayı yapan kimdi?
sayısını ve çeşidini aklımızın alamadığı bu canlılar dünyasının temelindeki hücre nereden gelmişti? bu soruları materyalistler neden cevapsız bırakıyorlar?
çalışmamın önsöz kısmında belirttiğim gibi karamsar yada radikal olmak imrendiğim bir model olmamıştır. fakat mide ve beyin bulandıran yalanlar çevremizi telli bir çember gibi sarmış durumdadır. maddeye bağımlı olmak bizi yanlışlar dizinine sürükler.
dünyamızın tesadüflerle oluşması düşüncesi bana göre yanlış bir düşüncedir. yaşadığımız yeri ve göğü allah yaratmıştır.
her bir yanımız, başımızı çevirdiğimiz her yer düşünülmesi gereken şeylerle doludur. maddenin arka planında suyun altındaki, buzdan dağ vardır. madde suyun üzerinin de görünen küçük kısımdır.
ben bu betimlemeyi çok yerinde kullandığımı inanıyorum.
“insanlara yarayan şeyleri denizde akıt (ıp) taşıyan o gemilerde akıllı kimseler için nice ayetler vardır. ”
“o gemileri insanların emirlerine verdi ki onunla gemiden başka şeyde ulaşılamayan kıtalar arası seferler yapılıyor.”
insanlar ve onların yükleri gemiler sayesinde kıtadan kıtaya taşınıyor. eğer gemiden başka vasıtalarla bu uzak mesafeler gidilecek olsa bu çok güç olacak hele eşya taşımak adeta mümkün olmayacak.
8-) ibn-i sina’nın metafiziği
ibn-i sina, aristo’nun metafiziğine madde olmayan varlıkları, ilk sebepleri, prensipleri ve daha önemlisi allah’ı araştırma sahasına aldığı için ilahiyat ismini vermiştir.ilahiyat ismini vermesinin sebebi de bu ilmin maddeden hem mantık hem de varlık bakımının dan mücernet olan cevherlerin bilgisi olmasıdır.
diğer taraftan değerli filozof metafiziğe varlıkta ve küllilikte ilk olanın ve ilk sebebin ilmi olmasından dolayı “el-felsefetü Ûla” yani il felsefe adını vermektedir. ayrıca bu ilim en mükemmel ve en faziletli ilim olması bakımından hikmet olarak da isimlendirilir. çünkü bu ilim kesin ve gerçektir. onu üstün kılan yön en üstün varlık olan allah’tan ve diğer sebeplerden bahsetmesidir.
ahlak,siyaset, fizik ve matematik gibi nazari ilmiler allah’ın varlığı ile ilgilenmezler nazari ilimler içerisinde allah’tan bahsedebilecek o’nu ispat ederek varlığını açık bir şekilde ortaya koyacak yegane ilim, ilahiyattır.
ilahiyat yani metafizikte umumi olarak varlıktan bahsedebilmesinin yanında, ilk sebeplerden, sebeplerin müsebbinde “müsebibü’l-esbâb” ve prensiplerin prensibinden “mebdeül-mebadi” de söz edilebilir ki o da allah’tır. böyle yüce bir varlıktan bahseden bu ilmin en asıl ve en üstün ilim olması gerekir. görülüyor ki ibn-i sina metafiziğin özel bir ilim taşıdığını kabul etmektedir. bu sahaya duyumlarla değil külli akli önermelerle ulaşılabilir ancak bu da çok zordur.
9-) sonuç
çalışmamın ontolojik kısımları daha göze batıyor, bence bu doğal çünkü yöntem sorunundan sıkılan metafizikçinin çıkışı noktası ontolojiktir.
her olayda doğa bilimlerine göre hareket etmek yanlıştır. zira bu metafiziğe saldırıdır.
tilkiler üzüme erişemedikleri için dünyayı üzümsüz ilan etseler de dünyanın her yerinde üzüm bahçeleri vardır.
sonuç olarak metafizik vardır.
kaynaklar
1. kuran-kerim
2. özden, h.ömer, ibn-i sina – descartes metafizik bir karşılaştırma, dergah yayınları, istanbul, mayıs 1996,
3. bolay prof.dr. s. hayri, türkiye’ de ruhçu ve maddeci görüşün mücadelesi, akay yayınları, 1995, s.378-379
4. ural, şafak, pozitivist felsefe, remzi kitap evi, istanbul 1993,
5. kızılçelik , dr. sezgin, pozitivizm ve eleştiricileri, saray kitapevi, ankara, 1996
6. . özbilgen, erol, pozitivizmin kıskacında türkiye ,alternatifüniversite yayınları, istanbul, 1992
7. bergson, hery, metafizik nedir?, biney yayınları, mayıs 1999
8. cevizci, ahmet, felsefe terimleri sözlüğü, paradigma yay., ist., şubat 2000,
9. marshall ,gordon, sosyoloji sözlüğü, bilim ve yanat yayınları, ankara, 1999
10. gazÂli, imâm-ı varlıkların yaratılış hikmetleri,dede korkut yayınları, istanbul 1971,
11. ülken, h.ziya, tarihi maddeciliyi reddiye, istanbul, 1973
içindekiler
giriş 1
özet 1
1.yöntem dayatması 2
2. pozitivizmin bilimsel bilgi anlayışına dair 2
3) düşüncenin materyalizme kayması 2
4-) metafizik nedir? 3
5-) pozitivizm ne yapıyor? 4
6-) materyalizm ne yapıyor? 6
8-) ibn-i sina’nın metafiziği 7
9-) sonuç 7
kaynaklar 8